Fizik Mühendisliği Nedir, Nasıl Yapılır?

Murat_isimli

Selamlar!

Bu sefer sizlere farklı bir yazıyla geliyoruz. Malum YGS’lere girildi. Başarısının ‘sırrını’ açıklayan Cemre Efe arkadaşımıza da buradan selamlar, katılmamak elde değil.

ygs_980

Çok gelen sorulardan birini hem genel hem de özel olarak açıklama ihtiyacı duyuyorum. (Fizik) Mühendis(i) nedir, ne iş yapar, (Fizik) Mühendisliği seçmeli miyim, ne yapmalıyım gibi pek çok sorularla karşılaşıyorum. Bilgilendirme yapalım ve bazı soru işaretlerini kafanızdan çıkaralım.

Öncelikle genelden girelim. Şimdi sizin kafanızda bir çok soru var. Sadece Fizik anlamında değil, mühendislik anlamında da. Hatta ve hatta hayat hakkında da. Bu yazıyı okuyan çoğu arkadaşımızın büyük ihtimalle biraz kafası karışıktır, hepimizin o zamanlar olduğu gibi. Önünüzde büyük ve çok önemli bir seçim var, hayatınızın ne yöne gideceğini belirleyecek. Ama seçim yapabilmek için bilmek gerekir değil mi? Yani kırmızı hap mı, mavi hap mı diye bir seçim yapacaksanız; o hapların içeriğinin ne olduğunu, üzerinizde nasıl etkiler yapacağını ve de sonrasında da nasıl bir etki bırakacağını bilmeden, seçim yapmak istemezsiniz. Neye göre yapacaksınız ki? Özellikle de her kafadan başka ses çıkarken. Kimi iş bulamazsın diyor, ailen aç kalırsın diyor, uzmanlar geleceği çok iyi diyor, hocalar boş ver sen şunu yap diyor; diyor da diyor. Peki kilit soruya geldik, ne yapmalı?

How-to-Choose-your-career

İşin sırrını veriyorum. Bu işi çözümlemek ve cevabı bulmak aslında çok basit (o zamanlar bize de zordu tabi). Madde madde yazıyorum, standart formumuzda 🙂 Adım adım uyguluyoruz ve rahata eriyoruz.

GELECEĞİMİ NEYE GÖRE BELİRLEMELİYİM:

  1. Öncelikle kafamızı dinleyebileceğimiz bir ortam buluyoruz. Sahilde denizi izleyebileceğimiz bir kafe de olabilir, evimizdeki odamız da. Yeter ki rahatsız edilmeyin ve düşüncelerinizi özgür bırakabilin. Burası önemli.Siyah-Çayın-Faydaları-ve-Zararları
  2. Dolayısıyla telefonumuzu kapatıyoruz, ya da sessize alıp ekran tarafı masaya gelecek şekilde uzak bir yere koyuyoruz.
  3. Şimdi şöyle bir geçmişe doğru gidiyoruz. Çocukluğumuzdan bugüne kadar hayatımızı bir gözden geçiriyoruz. Ne yaptık, nelere sevindik mutlu olduk, nelere üzüldük, nerede olmayı sevdik, nerede olmayı sevmedik. Bunları kafamızda bir mental not olarak tutuyoruz.
    Bu aşama kişiye göre saatlerce bile sürebilir, ama işin çözümleme kısmı en önemli kısımlardan bir tanesi.
  4. İyi kötü kafamızda bir şeyler oluştu. Şimdi sıra geldi ne yapmak istediğimize.

    Burada biraz konu dışına çıkalım. İnsan ne yerse odur derler ya, hakikaten de bizim hücrelerimiz sürekli yenilenir. Ve yerine üretilen yeni hücreler de vücudumuza aldığımız besinlerin parçalanarak kullanılmasıyla yapılır. Yani sürekli çalışan kocaman bir geri dönüşüm makinesiyiz. Başka bir formdaki malzemeyi alıyoruz (elma, armut, et, but) bunu parçalara ayırıyoruz, sonra bunların parçalarından protein sentezliyoruz, sonra eskiyen kendi hücremizi de parçalayıp vücut dışına atıp, onun yerine bu yeni parçaları kullanarak hücre yapıyoruz. Bir süre sonra tamamen yediğimiz şeylerden yeni bir vücudumuz oluyor.protein_synthesis1
    ‘Maddesel’ kısım böyle. Peki ya diğer özelliklerimiz? Beynimizin içinde olanlar? Karakter? Neyi sevip sevmediğimiz? Orada neler oluyor?
    İşte orada da şu oluyor. İki faktör var. Birisi kodlanmış (hardcoded), birisi de sürekli kodlanmaya devam eden. Kodlanmış kodlanmıştır, radyoaktif bir maddeye maruz kalıp mutasyona uğramadığımız sürece pek bir şey yapamıyoruz. Ama diğer kısım bizi şekillendiren en önemli ikinci parça, ve ona müdahale edebiliyoruz (çoğu zaman). Ve demin anlattığıma benzer sistemlerle biz de bazı şeyleri silip yerine yenilerini yapıyor/yazıyor, geri dönüşüme devam ediyoruz. Ama bu sefer bizim yeni ürettiğimiz şeylerin yapı taşı olarak kullandığımız ve dışarıdan farklı formda aldığımız şeyler, et but değil, düşünsel etkiler oluyor.Abstract design made of head outlines, lights and abstract design elements on the subject of intelligence, consciousness, logical thinking, mental processes and brain power
    Burada önemli olduğunu düşündüğüm şey (ve ana sistemden biraz daha farklı çalışan), bizler bu düşünsel etkileri hayatımızın ilk kısımlarında, doğru kaynaktan gelen kesin bilgi olarak kabul ettiğimizden ve kurulumları bu iskelet üzerine yaptığımızdan, onları yeniden yapılandırmanın bazen gerçekten zor olduğudur. Burada biraz antrenmanlı olmamız gerekecek, neyse acelesi yok. Şimdi tekrar konuya dönüp devam ediyoruz. Kendimizi biraz çözümledikten sonra, ne yapmak istediğimizi bulmak için şu çok basit metodu uyguluyoruz.indir‘Boş’ zamanlarımızda ne ile uğraşıyoruz? İşte belirlemek istediğimiz şey bu. Bize bırakılmış, istediğimiz şeyi yapmamıza imkan tanınan o özel alanda ne yapıyoruz? Saatlerin geçtiğini ne yaparken fark etmiyor, ve ertesi gün olsa da devamını getirsem diyoruz? Gitar mı çalıyoruz, oyun mu oynuyoruz, kitap mı okuyoruz? Resim mi yapıyoruz, bulmaca mı çözüyoruz, sokaklarda mı geziyoruz? Arkadaşlarımızla geyik yapmak mı, yoksa evde o yarım kalan oyundaki binayı tamamlamak mı? Ya da akşamki halı saha maçı mı bizi heyecanlandırıyor? Beynin ödül mekanizmasını suni olarak tetikleyen şeylerden bahsetmiyorum. Havalı, ‘cool’ ya da ‘hip’ olduğunu düşündüğümüz şeyler hiç değil. Hiçbir etki altında kalmadığımız o alanda, ne ile uğraşarak mutlu oluyoruz? İşte tam olarak bunu bulmanız gerek. Bu kadar basit.
  5.  Kanımızı kaynatan o özel şeyleri bulduk. Tamam. Sona yaklaştık, az kaldı. Bunları belirlediysek, işte bunların hepsinin okulu/bölümü/eğitimi var arkadaşlar. O alanı daha çok keşfedebileceğiniz, içerisine girip kaybolabileceğiniz, ve doğal olarak sahip olduğunuz bu yetenekleri parlatacağınız, içinde bulunduğunuz her saniyesinden keyif ve mutluluk alacağınız şeyler. İşte seçmeniz gereken bölüm/dal budur. Kendinizi dinleyin, istediğiniz şeyi yapın. 10 sene sonra da beni gelip bulun, kazandığınız paraların çok cüzi bir parçasıyla alacağınız bir paket de çikolata getirin 🙂 Şaka bir yana, burayı biraz açmak gerekebilir. Küçükken sokağa bez serip üzerinde sakız satıp para kazanmışsanız tamam tüccar olmalısınız demek değil bu. Uzun yıllara dayanan davranış özellikleri çözümlemesinden bahsediyoruz. Eğer hayvanlarla vakit geçirmek, onlarla iyi anlaşmak ve dertlerinden anlamak çözmekse bayılarak yaptığınız şey, o zaman ne yöne doğru ilerlemeniz gerektiği belli demektir. Ya da size bir bardak su verildiğinde o suyun üzerinde oluşan dairesel dalgaları inceleyip, birkaç deney yaparak nasıl davrandıklarına bakarken zaman akıp gidiyorsa, yine belirlediniz demektir. Arkadaşlarınızla olan iletişiminizde nasıl davrandığınız da çok fazla ipucu verecektir. Aynı anda birkaç dalda birden de iyi olabilirsiniz, o zaman yine bu birkaç dalın/disiplinin bir arada olduğu alanları keşfedin. Çok yönlü olmak her zaman iyidir. Bu alanları keşfettikten sonra, bunlarla örtüşen dalları bulun.
  6. Şimdi bu alanlar hakkında bol bol okuyun. Gerçekten istediğiniz şey mi? Kalıplaşmış algıların dışına çıkın, gerçekleri inceleyin. Yani tıp okumakla, House izlemek farklı şeylerdir. Avukatlık her zaman filmlerdeki ‘İtiraz ediyorum sayın yargıç!’ formatında olmayabilir. Bunun için, ana seçimlerinizi yaptıktan sonra, bu alanlardaki fikrine saygı duyacağınızı düşündüğünüz (burası önemli) kişilerden okul ve sonrası dönemler hakkında yeterli bilgi alın. Sorularınızı düzgün ve kibarca sorduğunuz ve fikrine ihtiyacınız olduğunu belirteceğiniz herkes size cevap verecektir merak etmeyin. Herkese ulaşabilirsiniz, hem de politikacılardan sanatçılara kadar size uzak olduğunu düşüneceğiniz herkese. Soruyu doğru soran, istediği cevabı her zaman alır. Çekingenliği bırakın, atak olun. En fazla ne olabilir ki?
  7. Bir kahve söylüyor/hazırlıyor, kararımıza yakın olmanın müthiş rahatlığıyla gülümseyerek ileri bakıyoruz. Daha şimdiden çok iyi hissetmeye başladınız değil mi 🙂

SSS

a. Ama annem/dayım/halam/eniştem/…, xxx olma sefil olursun para kazanamazsın diyor?

Aileniz ve sevdikleriniz sizin için en iyisini düşünüyor ve sizi buna yönlendirmeye gayret ediyor. Kesinlikle de haklılar ve çok iyi niyetli olarak kendi hayat tecrübelerini sizlere aktarmak istiyorlar ki (aynı hataları sizin de yaşamanızı istemedikleri için) gençlik hevesi dediğimiz şeye kurban gitmeyin 🙂

Ancak bana sorarsanız göz ardı edilmemesi gereken en önemli faktör şudur. Bir şeyi en iyi yapacağınız dal, yukarıda bahsettiğim şekilde seçim yapacağınız dallardan biridir. Bir şeyi iyi yaparsanız, herkesin aradığı kişi olursunuz. Başka hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan insanlar gelip sizi bulur ve sizlere para/şan/şöhret/ünvan/onur/ (sizi motive eden her neyse buraya onu koyun) vermek isterler. Lütfen kesinlikle yanlış anlaşılmasın rastgele bir örnek vermek için söylüyorum, ama en iyi boyacı sizseniz, boya yapmaktan başınızı kaşıyacak zamanınız bile olmayacak, insanlar ‘ne olursun gel benim duvarımı öncelikli hallet’ diyecektir. Bunu lütfen unutmayın. Gerçekten başarılı ve mutlu insanların tamamı hayallerinin peşinden koşan insanlardır. Ve ne yazık ki bunun tersi de geçerlidir.

b. Aradığımı buldum, ama iki şey arasında kararsız kaldım. Sizce Tıp mı okumalıyım, yoksa Makine Mühendisliği mi?

Yukarıdaki 6. maddeye dönün ve lütfen dikkatlice tekrar okuyun. Hatta 5.’den itibaren tekrar okuyun 🙂

c. Mekatronik okumalı mıyım? Nedir bu mekatronik? Ya da Tıp Mühendisliği ne demektir? Tıbbın Mühendisi nasıl oluyor?

Lütfen yukarıdaki 6. maddeyi tekrar okuyun. Artık hayatınızın iplerini elinize almalısınız. Araştırın, okuyun, sorun, öğrenin. Uzmanlarına danışın, gidin yerinde görün. YGS birincimizin başarısının sırrını hatırlayın.

d. Sana zor bir soru o zaman. Üniversite mi önemli, bölüm mü? İyi bir üniversitede  “NeYaptığınıBileBilmediğimBölüm” mü, herhangi bir üniversitede ‘OkumakİstediğimBölüm’ mü?  

Şimdi kendimle biraz çelişeyim. Bu okuma parçasının akışına göre hemen “tabi ki de istediğin bölüm” diye cevap vermem bekleniyor olabilir. Ancak öyle demeyeceğim.

Üniversite; insana bir hayat tarzı veren, derin bir bakış açısı kazandıran bir kurumdur. Bunu başka yerlerle kıyaslamayın. Bu sizin bütün hayatınız boyunca taşıyacağınız, geliştireceğiniz, besleneceğiniz bir şey haline gelecektir.

Bu sebeple, tabi ki en iyi seçenek olan ve çok az kişinin sahip olabildiği “istediğin üniversitede istediğin bölümü okumak” imkanını bir tarafa bırakırsak, öncelikle bakmanız gereken şeyin, üniversitenin dünyaya bakış açısı ve size bu konuda ilerlemeniz için sağladığı imkanlar olduğunun farkına varın.

Eğer bir üniversite, size olmak istediğiniz kişiyi keşfetmeniz için gerekli imkanları tanımıyor, yönlendirmeleri yapmıyor ve kapıları açmıyorsa, kusura bakmayın ama, o bir tabela üniversitesidir. O üniversite, her ne kadar istediğiniz bölümde olsanız da, bu bölümü keşfetmeniz yerine ondan uzaklaşmanıza sebep olabilir.

Bu sebeple, benim önerim, öncelikle üniversite ve sağladığı imkanları araştırın, içinizin bu konuda rahat olacağı bir üniversite seçin. Sonrasında da okumak istediğiniz bölümü bu üniversitede bulmaya çalışın. Eğer olmuyorsa da, üniversitenizde okumaya en yakın bulduğunuz bölümü seçin. İlk sene mühendislik dersleri aynıdır. Çok çalışın (burası önemli), not ortalamanızı yüksek tutun ve istediğiniz bölüme geçiş yapın. Çok çalışın, çünkü geçiş yapabilme şansınız çok yüksek. Dersler çok kolay (3. sınıfa gelince bu dediklerimi hatırlayın) ve insanların çoğu seçtikleri bölümde kalmayı seçip derslere fazla asılmayı tercih etmiyor. Çok çalışın, çünkü hayallerinize ulaşmak bir önceki senenize göre çok ama çok daha kolay olacak.

e. Peki madem öyle soruyorum, Fizik Mühendisi nedir, nasıl yapılır, önerir misin?

Fizik Mühendisliği çok özel bir bölümdür. Doğa (çözümleme ve anlama) bilimidir, en kapsamlı ve en zor (şahsi fikrim) disiplinlerden biridir. Çok şey bilmeniz beklenir ve çok şey bildiğiniz halde tüm bilgi evrenindeki bilginizle kıyaslanarak ölçülürsünüz ve 100 üzerinden 6 ortalamayla BB alıp ders geçebilirsiniz (çan eğrisi). Tabi ki bu not için saatler, geceler, haftalar harcanmıştır.

Bir şeyleri bildikçe, bilmeniz gereken daha ne kadar çok şey olduğunu görür, küçüldükçe küçülür, evrende kapladığınız yerin farkına varırsınız. Karıncanın kum tepesinin üstüne çıktığında karşıda duran dağı görmesine benzer biraz. Ancak işin güzeli, doğru tetiklemeyle kapladığınız bu kadarlık bir yerin bile dağları yerinden oynatmaya yeteceğini de fark edersiniz.

Diğer bütün disiplinlere çok iyi derecede hakim olmanız gerekir. Özelikle de Matematik, çok ileri seviyede ve çok iyi kullanılabiliyor olmalıdır. Daha 1. sınıf 1. dönemde D’alembertian’ın kare operatörünü gördüğümde neler hissettiğimi hatırlıyorum. Bu araçları kullanarak da doğayı/evreni/geçmişi/geleceği mikro ve makro skalada çözümlemeyle uğraşırsınız.

delambertian   D’alembertian Operatörü

Sıradan bir telin manyetik alanı derste gösterilip; sınavda z ekseninde sonsuz, ortasında elips şeklinde sonsuz boşluk bulunan(!), dönme momentumuna sahip hareketli bir silindirin davranışı ve etkileri istenir. Bu hoşgeldin partisi mahiyetinde birinci sınıfta olur. 2’de Modern Fizik adı altında Kuantum Mekaniği’ne giriş yapar ve ufaktan dünyadan kopuşlar, geçici göz kararmaları ve boyut geçişleri yaşamaya başlarsınız. 3. sınıfta Kuantum Mekaniği 1 ve 2 ile artık Matrix’e geçmiş ve gördüğünüz, duyduğunuz, algıladığınız her şey değişmiştir.

Ardından, 4. sınıfta sizi bölüm sonu devi bekler. Elektromanyetik Teori, nam-ı diğer EMT. Bu ders gerçek bir sınav olup, anlatılmaz yaşanır bir derstir (syg. Nazmi Postacıoğlu). Balrog gibi köprünün ortasında durur. Gri Gandalf’tan, Ak Gandalf’a geçiş yapma vaktiniz gelmiştir.

Gandalf_confronts_balrog_fizik_muhendisi_vs_elektromanyetik_teori

 

İşte bu kadar emeğin karşılığı: İş imkanları çok kısıtlıdır. Sizi sanki okul mezuniyet töreninizde kapıda siyah takım elbiseli, siyah Mercedes’li, bond çantalı adamlar karşılayacak ve aylık 50 bin, üç ayda bir çift maaşla işe almayı teklif edecekmiş gibi eğitilmenize ve bilgilerle donatılmanıza rağmen. Çoğu Fizik Mühendisi ya okulda kalır, akademisyen olur; ya da başka sektörlerde iş aramaya koyulur. Çoğu kazandıkları bakış açısını hayata uygulamak üzere kendi işini kurma yolunda ilerler. Eğer hayatınızda bir yerlerde bir Fizik Mühendisi’yle karşılaştıysanız ve derin sohbet etme şansınız olduysa, biraz ‘değişik’ insanlar olduğunu fark etmiş ve hiç unutmamışsınızdır 🙂

Bu arada kısa bir not,  dikkat ederseniz Fizik Mühendisleri mezuniyet tarihlerini değil, giriş tarihlerini söyler 🙂

Sözün özü, iş imkanları çok kısıtlı, ama yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü, dediklerimi izlerseniz zaten iş bulmak, para kazanmak gibi bir derdiniz hiçbir zaman olmayacaktır. Tekrar tekrar söylüyorum, bu faktörler çok sevdiğiniz hayalinizdeki işi yaparken onunla beraber gelen nimetler olacak.

Eğer evreni anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim üzerinden düşünün (syg. Nikola Tesla). Yani Fizik Mühendisliği anadil (anadal yazmadım) konuları. Bu işe tutkun olmayanlara göre değildir, rahat bir öğrencilik (ve hayat) yaşamak isteyenlere göre kesinlikle değildir, pes edenlere göre zaten değildir. Ancak içerisinde anlatılamayacak şeyler barındırır.

f. Bana imkan vermediler, bizim okul şöyleydi, başıma neler geldi sana diyemedim vs vs.

Oyunun kuralları böyle arkadaşlar. Yapacak bir şey yok. Hayat zor (syg. Nihat Berker). Her şeyin üstesinden gelecek, bilgi size gelmiyorsa siz gidip neredeyse onu bulacak ve alacaksınız. Asla pes etmeyeceksiniz. YGS birincimizin başarısının sırrını hatırlayın. Bu sır, bütün ama istisnasız bütün başarılı insanların ortak sırrıdır. Onları başkalarından ayıran şey çok çalışmalarıdır. Elbette yukarıdaki maddelerle örtüştürdüğünüzde, yani sevdiğiniz şeyi yaptığınızda o artık çalışma değil zevk almaya dönüşüyor. İşte işin size söylenmeyen kısmı da budur 🙂

Herkese başarılar diliyorum!

Not: Bana kafanıza takılan her şeyi sorabilirsiniz (basit Google aramalarıyla bulabilecekleriniz hariç), vakit buldukça herkesle tek tek ilgilenmeye çalışıyorum. Görüşmek üzere!

 

Türk İşi ekibi sosyal medya hesapları:

Facebook: facebook.com/ntv.turkisi Twitter: @ntv_turkisi Instagramntv_turkisi Youtube kanalı: TÜRK İŞİ

Murat Kızılkaya Twitter: @muratkizilkInstagram: muratkizilk

 

 

Fizik Mühendisliği Nedir, Nasıl Yapılır?

10 yorum

Yanıtla

10 Yorumlar on "Fizik Mühendisliği Nedir, Nasıl Yapılır?"

Bildirim
avatar

Sırala:   en yeni | en eski | en çok oylanan
Anemo
Ziyaretçi
Anemo
1 yıl 3 gün önce

Murat abim, yemin ediyorum pes etmiştim.(f.maddesi).Ama bu yazıyı okuduktan sonra tekrar kendime geldim ve bişeyleri daha iyi anladım.Teşekkür ederim.Bizlere de zamanını ayırıp bu yazıyı paylaştığın için tekrar teşekkür ediyorum.

Korbolko
Ziyaretçi
Korbolko
7 ay 2 gün önce

Bu bilgilendirici yazı için çok teşekkürler. Ülkemizin bilime verdiği önem maalesef belli. Bu yüzden iş imkanının az olması şaşırtmıyor. Peki Fizik Mühendisi olarak yurt dışında daha güzel imkanlar bulabilir miyiz? Ve Ankara,Hacettepe ve ITU arasından hangisini tercih ederdiniz şuan?

Tunahan
Ziyaretçi
Tunahan
3 ay 15 gün önce

Abi 2 kişilik büyük bir ekibimiz var:) bir şeyler yapıyoruz ve yarışmaya hazırlanıyoruz bize amatör video kamera önerir misin düşük maliyetli

Ali Karaca
Ziyaretçi
Ali Karaca
2 ay 24 gün önce

Abicim iyi akşam,Çukurova üniversitesi elektrik elektronik mühendisliği okuyorum.Yazınızı okudum ama merak ettiğim bazı konular var. Kimle konuşsam ilerde iyi yerlerde olmak istiyorsan kendini geliştirmelisin okuduğun üniversitenin eskisi kadar etkisi yok diyorlar(belli başlı üniversiteler hariç ODTÜ, BOĞAZİÇİ vs.) fakat kimse bana şu kendini geliştir kavramını açıklayamıyor.Kısaca kendimi nasıl geliştiririm rica etsem bu konuda yol gösterebilir misin?

batuhan
Ziyaretçi
batuhan
1 ay 4 gün önce

abi sizi çok özledik yayın ne zaman bşlayacak

wpDiscuz